Aziz Valentine ve Sevgililer Günü

Yüzyıllardır dünyanın dört bir yanında kutlanan Sevgililer Günü, asırlar önce kendisini sevgi için feda eden St. Valentine adına kutlanıyor. Uzun ve romantik bir tarihçesi olan bu özel günün öyküsü yüzyıllar öncesine dayanıyor.

Milattan önce 4. Yüzyıl’da uygulanan bir geleneğe göre, her yıl düzenlenen festivalde kura çekerek eşleşen çiftler, gelecek yılın festival dönemine kadar birbirinin sevgilisi olurmuş; ancak dönemin İmparator’u Cladius, genç sevgililer için düzenlenen bu özel günden rahatsız olmuş. Erkeklerin iyi savaşamadıklarını gerekçe göstererek sevgililerin birlikte olmasını ve evlenmelerini yasaklamış.

St. Valentine isimli bir aziz ise genç çiftleri gizlice evlendirmeye devam etmiş. Bir gün imparator, bu durumu anlamış ve azizi idam ettirmiş. İşte o gün bugündür 14 Şubat kendisini aşıklar için feda eden St. Valentine adına “Sevgililer Günü” olarak kutlanır olmuş.

Sevgililer Günü, Romalılar tarafından önce İngiltere’ye sonra da dünyanın dört bir yanına taşınmış. İlk Sevgililer Günü kartı ise 1800’lü yıllarda Amerika’da Esther Howland tarafından gönderilmiş.

İlginç İnanışlar…

Bir dönem tatil ilan edilen Sevgililer Günü’nün adetleri, ülkelere göre değişir.

Bir modern zaman inanışına göre Sevgililer Günü’nde radyo ya da televizyon açıldığında ilk duyulan isim, evlenilecek kişinin adı olur.

Sevgililer Günü’nde eldiven bulursanız, gerçek aşkınız şu andaki sevgiliniz değildir.

İngiltere’nin kırsal kesiminde 14 Şubat’ta tahtadan “aşk kaşıkları” yontulur ve üzerine kalpler, anahtarlar, kilitler çizilir. Bu desenler “Sen kalbimin kilidini açtın” anlamına gelir.

Bazı ülkelerde genç erkekler sevgili adaylarına 14 Şubat armağanı olarak bir elbise alır. Eğer genç kız bu kıyafeti giyerse, bu evlenme teklifini kabul ettiği anlamına gelir.

Kimi ülkelerdeki inanışa göre, bir kadın Sevgililer Günü’nde gökyüzünde bir ardıç kuşunun uçtuğunu görürse denizciyle evlenir. Serçe görürse fakir bir adamla evlenir, ama çok mutlu olur. Eğer saka kuşu görürse bir milyonerle evlenir. Güvercin görenler ise huzurlu bir yuvaya sahip olur.

Bir başka inanış da aşk fallarına benzer…Evlenmeyi düşünebileceğiniz 5, 6 kişinin ismini aklınızdan geçirin ve elinize bir elma alın. Elmanın sapını çevirmeye başlayın ve bu sırada isimleri sırayla söyleyin. Elmanın sapı koptuğunda hangi ismi söylüyorsanız o kişi ile evlenirsiniz!

İtalya’da bu günü kutlamak ve Katolik azizlerini onurlandırmak için büyük ziyafetler verilir. Kadınlar daha gün doğmadan kalkar ve pencereden bakmaya başlar. Çünkü, dışarıdan geçen ilk erkeğin hayatlarının erkeği olacağına ve 1 yıl içinde evleneceklerine inanırlar.

Bu tuhaf inanışlar zamanla yerini günümüzün olmazsa olmazlarına bırakır. Sevgililer Günü’nde pek çok ülkede sevgililer birbirlerine özel hediyeler vererek, romantik yemekler organize ederek, hatta şehir dışına küçük kaçamaklar yaparak bu günü eşsiz kılarlar.

Aşkınızın içinde sakladığı mucizeleri yeniden keşfetmek ve sevgilinize eşsiz olduğunu hissettirmek için mükemmel bir fırsat olan Sevgililer Günü’nü gönlünüzce geçirmeniz dileğiyle…

 

Yeni yıla nasıl girerseniz, bütün yıl öyle geçer

Yeni bir yıla başlarken insanlar hep daha iyisinin olmasını istediği için yeni yıla yepyeni umutlarla girer. Bu nedenle tüm dünyada yılbaşında şans, bereket veya mutluluk getirdiğine inanılan şeyler yapılır.

Şans, bereket veya mutluluk getirdiğine inanılan, kulaktan kulağa dolaşan gelenek ve inanışları sizler için derledik. Hangisine inanacağınız size kalmış fakat 2010’a girerken bunlardan en az birini mutlaka yapın!

Yeni yıla tertemiz girin

Öncelikle, yeni yıla girerken, eskisinden bir şey taşımamak için mekanlar temizlenir, tozdan, kirden arındırılır. Bu adet, yılın tüm önemli günleri için eskiden beri süre gelen bir alışkanlıktır. Bireylerin ve mekanların temizliği, kirden arınması adeta dinsel bir nitelik taşımaktadır.

Yeni yılı ışık şölenleriyle karşılayın

Her yerde ışıklar yakmak Hintlilerde bir Yeni Yıl geleneğidir. Mumlar etraflarına ışık saçtıkları, mutluluk ve keyif verdikleri için yılbaşının uğur getiren sembolleridir.

Çocukları sevindirin

Tüm ülkelerin geleneğinde çocukları sevindirmek var, en bilindik sembol ise Noel Baba.
Yılbaşı gecesi bütün çocukların başucunda mutlaka kırmızı bir çorap bulunuyor, Noel Baba’nın hediyeleri gizlice dağıtırken o çorapların içine şeker koymayı da asla ihmal etmediği düşünülüyor. Tabii yaramaz çocukların çoraplarına değil!

Yeni kıyafetler giyin

Yılbaşı günü yeni kıyafet giymenin yıl boyunca yeni kıyafetler getireceğine inanılır. Özellikle kırmızı giymenin mutluluk ve parlak geleceği temsil ettiğine inanılır.

Saatler gece yarısına ulaşınca…

Yeni yılın ilk öpücüğü

Yeni yıla sevdikleriniz ile öpüşerek, kucaklaşarak girerseniz sevginiz yıl boyu sürecektir!

Kahkaha atın

Neşeli ve şanslı bir yıl geçirmek için saatler gece yarısını gösterdiğinde kahkaha atın!

Açık havada dans edin

Yeni yıla açık havada bir ağacın etrafında dans ederek girmek mutluluk ve bereket getirir.

Kapıları açın

Vakit tam gece yarısı olunca evinizin tüm kapı ve pencerelerini açın. Bırakın geçen yılın tüm kötü anıları evinizden gitsin…

Elinize boş bir bavul alıp evin içinde gezin

Kübalılar, yeni kıyafetler giyip, ellerine de boş bir bavul alıp, Yılbaşı günü evin içinde gezinir, tur atarlar. Bunun yeni yılda onlara bol bol seyahat etme imkanı sağlayacağına inanırlar.

Kapınızda nar kırın

Yunan mitolojisinde yeni yıla girildiğinde, saatler gece yarısını gösterdiğinde bir adet nar kapı eşiğinde kırılır. Dış kapıda patlatılan narın eve bereket, şans ve bolluk getireceğine inanılır.

Kapınızın önüne tılsımlar asın

Japonlar yeni yılı karşılarken hem kötü ruhları kovması hem de mutluluk ve iyi şans getirmesi için kapılarının önüne ip veya kapılarına bir tutam saman asıyorlar.

Ökse otu şans getirir, tüm kültürlerde “her derde deva” diye kabul edilen ökse otu, mitolojide de uğurlu, sihirli kabul edilmiş, her türlü ayinde tanrılara armağan edilmiştir. Günümüzde yılbaşlarında ökse otunun altında öpüşmek de buradan türetilmiştir.

Gürültü yapın

Avustralya’da yeni yılı ıslıklar, kornalar, kilise çanları eşliğinde gürültü yaparak karşılıyorlar.

Yeni yıla “Hoş Geldin” demek yerine, eski yıla “Güle Güle” diyen Japonlar, 31 Aralık gecesi 108 kez zil çalarak, 108 çeşit dert ve tasayı kovuyorlar. Ayrıca zillerin çalması bitince herkes kahkahalar atarak kötü ruhları kovuyor ve şans dolu yeni bir yılın geleceğine inanıyorlar.

Kötülüğü uzaklaştırmak, onu geride kalan yılda bırakmak amacıyla yılbaşında evin bir yerine, genellikle de kapıya çan ya da çıngıraklar asılır. Böylece kapının açılıp kapanmasıyla çanlar ötecek ve kötülük içeriye giremeyecektir.

Uğurlu yiyecekler

Yeni yılda mandalina ve portakallar elden ele geçirilir. Çünkü onlara göre mandalina şansı, portakal ise zenginliği temsil eder. Üzüm zenginlik, refah; nar, bereket ve bolluk getirir.

Yılbaşında yenen “börülce” şans getirir. Mercimek taneleri paraya benzediği için uğurlu sayılır. Dünyanın birçok ülkesinde yeni yıl yemeği olarak pirinçli mercimek yemekleri yapılır.

Baklagiller, pişirilince büyüdükleri için parayı sembolize ederler. Türk mutfağının geleneksel tatlılarından aşure de bereketi temsil etmektedir.

Şans getiren tatlılar

Devrini tamamladığı için yuvarlak şekilli tatlılar uğurlu kabul edilmektedir. Donutlar, marzipanlar, İtalyanların chiacchiere, Hollanda’nın ollie bollen’inin ve keklerin içerisine katılan bir altın parçasının bulana şans getireceğine de inanılmaktadır.

Meksilalıların rosca de reyes, Yunanlıların vasilopita kekleri de yuvarlak halkalar seklinde hazırlanan ve içlerine sürprizler saklanan yeni yıl uğurlarıdır. Bazı kültürlerde pişirilen tatlılara altın yerine badem de koyulur ve bulana yıl boyu şans getireceğine inanılır.

Gece tam 24.00’te 12 tane üzüm yiyin

Saatler gece yarısını göstermeden önce herkes 12 üzüm tanesini hazırlar ve gece tam 24.00’te üzümlerini yerler. İspanyollar ve Brezilyalılar şarapla yıkanarak yenen üzüm tanelerinin, gelecek yılda mutlu geçecek 12 ayı simgelediğine inanırlar.

Bütün bu gelenekler, her ülkede farklı şekillerde uygulanır fakat tüm insanların aslında tek bir amacı vardır; sevdikleri ile mutlu, sağlıklı ve refah içinde yeni bir yıl geçirmek…

Yeni yılın size ve tüm sevdiklerinize sağlık, mutluluk, neşe, başarı, bolca para, sevgi ve huzur getirmesini dileriz. Mutlu Yıllar!

Tchibo Kahve

Kahve deyince genelde akla ilk gelen, Türk Kahvesi oluyor. Aslında kahve çekirdeği, farklı kavrulma ve öğütülme dereceleri ile çok farklı şekillerde demlenebiliyor. Tchibo çekirdek kahveleriyle daha farklı tatlar deneyebilmeniz için küçük bir kahve kılavuzu hazırladık.

 Ne kadar kahve kullanmalısınız?TCM Kahve Kaşığı

Genellikle bir fincan standart boy filtre kahve veya bir single  espresso hazırlamak için 6 ila 8 gram öğütülmüş kahve gerekir. Bu, bir silme Tchibo Kahve Ölçü Kaşığı  veya bir silme yemek kaşığı kahveye  eşittir. Şaşırtıcı şekilde çözülebilir kahve ile benzer bir tat yakalamak için bahsettiğimiz ölçüler 2 grama veya bir tepeleme çay kaşığına inmektedir. Kahveyi ocak ateşinde demleyecekseniz fincan başına kullanacağınız kahve miktarını iki katına çıkarmalısınız. Bu arada küçük bir hatırlatma; her ne kadar bir fincan single espresso ile bir standart boy filtre kahve aynı miktarda kafein içerse de espressonun daha kuvvetli olan tadı özel seçilmiş kahve çekirdeklerinin koyu kavrulmasıyla elde edilir.

Demleme: Kaynama noktasında kahve tutkusu

Kahveyi demleyeceğiniz suyun sertlik derecesinin düşük olması çok önemlidir. Eğer yumuşak su bulamıyorsanız en iyi çözüm,  suyu kahveyi demlemeden önce bir kaç dakika kaynatmaktır. Gerçek kahve uzmanları kahveyi demlemek için kullanılacak kaynamış suyun, kaynama derecesinin altına inene kadar soğutulması gerektiğini söylerler ve sabrederler. Demlenen kahve 30 dakikadan önce tüketilmezse tadı değişmeye ve hoş olmayan bir hal almaya başlar.

Manuel Filtre: El yapımı aroma

Tchibo Seramik FiltreEski günlerde klasik porselen demliklerin içine yerleştirilen konik kağıt veya plastik filtreler ile oldukça aromalı ve nüanslı tada sahip kahveler demlenirdi. Önceden ısıtılan porselen demliklere konulan öğütülmüş kahveler bir kaç damla su ile nemlendirilir ve ağırlaşarak filtreye iyice oturması sağlanırdı.Daha sonra kaynamış su kahveyi ayağa kaldıracak kadar hızlı filtrenin ortasına dökülürdü. Kahve ile su arasındaki teması dengede tutabilmek için ikinci defa su dökmeden önce ilk etapta dökülen suyun iyice süzülmesi beklenirdi. Ve minik bir lezzet sırrı: Kahveyi demlemek için suyu dökerken asla filtre kağıdının kenarına yapışan kahveleri yıkamayın.

French Press: Yarı kahve sürahisi , yarı demlik

French press 19. yüzyılın ortalarında icat edildi. Genelde camdan bir sürahi ve sürahinin çapına tam oturan, plastik veya metal bir çubukla aşağı yukarı hareket ettirilebilen bir elekten oluşur. Sürahinin dibine önce öğütülmüş kahve yerleştirilir ve üzerine yeterli miktarda su dökülür. Yaklaşık 3 dakika sonra elek yavaş yavaş aşağı doğru ittirilir. Daha sonra kahve başka bir hazneye alınmalıdır. Aksi takdirde kahvenin posasındaki acılaştırıcı ajanlar tadı bozabilir. Bu yöntem iyi kavruluşmuş kahve çekirdekleri ile odukça yoğun aromalı  kahveler demlemek için uygundur.

Pizza hem çocukların çok sevdiği, hem de tek başına bir menü olabilen bir yemek. Telefonu kaldırıp sipariş vermeniz çok kolay olsa da, evde kendi mutfağınızın hijyeninde, taze malzemelerle yapmanız hem daha sağlıklı, hem de çok daha ucuz. Yapacağınız şey dondurulmuş pizzayı ısıtmak olsa bile, İtalyan Usulü temasındaki Pizza Taş Fırını ile, Napoli tarzında, İtalyan geleneksel taş fırınlarının lezzetinde pizzalar hazırlayabilirsiniz. Üstelik bu fırın mutfağınızda yer tutmayacak boyutlarda, yaklaşık olarak tost makinenizden biraz daha büyük. Pizza hamurunu hazırlamak düşündüğünüzden çok daha kolay, hamuru hazırladıktan sonra pizzanızı çok çeşitli malzemelerle tamamlayabilirsiniz. 

Pizza Taş FırınıTemel pizza hamuru

Malzemeler

(2 adet orta boy pizza):

500 g un

1/4 l ılık süt

1 paket kuru/toz maya

1 adet yumurta

1 tatlı kaşığı şeker

1 tatlı kaşığı tuz

2 çorba kaşığı zeytinyağı

1 tutam beyaz biber

1 tutam muskat

Hazırlanışı

Mayayı bir kaba koyun, sütü ve yumurtayı ekleyin ve tümünü iyice karıştırın. Ardından zeytinyağı, tuz, şeker, beyaz biber ve muskatı ekleyin. Unu bir kaba dökün, ortasında bir çukur oluşturun ve süt-maya karışımının yarısını ekleyin. Tümünü iyice karıştırın ve süt/maya karışımının geri kalanını yavaş yavaş ekleyin. Sonra hamuru 5 dakika daha yoğurun. Hamuru ikiye bölün ve yarısını buzdolabına kaldırın. Hamurun diğer yarısını bir oklava ile açın ve fırın taşının üzerine yayın.

• Oklava ile açarken hamur yapışıyorsa, henüz fazla yaş demektir. Hamura ve oklavaya biraz un serpin.

• Hamuru fırın taşının üzerine yayarken, fırın taşının dış kenarında en az 1 cm kalınlığında bir şeridi boş bırakın. Aksi halde pişme sırasında hamurun fırın taşından yanlara taşıp akma tehlikesi vardır.

Pizza Türleri

Temel hamuru, üzerine çok çeşitli malzemeler koyarak çeşitlendirebilirsiniz. Tek dikkat etmeniz gereken, kullandığınız malzemelerin 1 cm’den ince olması. Çok kalın dilimlediğiniz malzemeler tam olarak pişmeyecektir. Hemen her pizzada kullanacağınız temel malzemeler domates sosu ve kaşar ya da parmesan peyniri. Yalnızca peynir ve domates sosu ile sade bir Margarita Pizza hazırlayabilirsiniz. Bunun dışında aklınıza gelebilecek hemen her malzemeyi pizzanızda kullanabilirsiniz: Salam, sosis, sucuk, pastırma, jambon,ton balığı, kapari, mısır, zeytin, biber, soğan, mantar, beyaz peynir, mozarella ya da buzdolabında o an her ne mevcutsa! Tek porsiyonluk pizza hamurları hazırlayabilir, evdeki herkes için ayrı pizzalar pişirebilirsiniz. Konu pizza olunca, tek sınırınız hayalgücünüz!

 italyan_usulu

İtalyan Usulü temasında, hem mutfağınıza hem de sofranıza İtalyan şıklığı ve lezzetini taşıyacak harika ürünler sunuyoruz. Aynı anda 3 pizzayı servis etmenize yardımcı olacak Pizza Servis Standı, makarnalarınızla beraber sert peynirleri servis ederken kullanabileceğiniz Parmesan Peyniri Rendesi, üzerindeki tariflerle lezzetli salata sosları hazırlamanıza yardımcı olacak Sos Karıştırıcı gibi ürünler, İtalyan usulü tariflerinizde en büyük yardımcınız olacak.

İtalyan mutfağı, Akdenizli olmanın getirdiği ortak paydada Türk damak tadına en yakin mutfaklardan biri… İtalyan usulü makarnalar, pizzalar ve salatalar hem göze, hem mideye hitap ediyor; üstelik zeytinyağı, sebzeler ve baharatlar sayesinde sağlık için de çok faydalı. Aslında İtalyan mutfağında birçok yemeğin Türk mutfağında da kardeşleri var; pide, mantı gibi alışık olduğumuz lezzetler ufak değişikliklerle pizza çeşitleri, ravioli gibi tarifler olarak İtalyan mutfağında da yer alıyor.

Taze makarna da geleneksel İtalyan mutfağında en çok hazırlanan yemeklerden biri… Yalnızca lezzetiyle değil, her türlü sosla servis edilebilmesi ve hazırlık aşamasında verdiği keyifle de vazgeçilmez bir yemek. Lezzetli hamuru sayesinde, basit, sebzeli ya da peynirli soslarla servis edebilirsiniz. Bu çok kolay hamuru hazırlarken, çocuklar da evdeki minik asçı rolüyle size katılabilir.

2'li Makarna Tabağı

Taze Makarna Hamuru

Malzemeler:

  • 5 yumurta
  • Aldığı kadar un
  • Tuz

 

Yapılışı:

Ortasında küçük bir havuz açtığınız una yumurtaları ve tuzu ekleyin. Daha lezzetli bir hamur için daha çok yumurta sarısı,  daha az yumurta beyazı kullanabilirsiniz. Sert, yapışmayan bir hamur elde edene kadar, alabildiği kadar un ekleyerek yoğurun. Bu hamuru hazırlarken mümkünse hiç su kullanmamaya çalışın; yine de tamamen pürüzsüz bir hamur elde etmek için gerekirse çok az su kullanın. En az 10-15 dk yoğurduğunuz hamurdan patates büyüklüğünde bezeler ayırın, üzerine nemli bez örterek yaklaşık bir saat dinlendirin. Uzun yoğurma ve dinlendirme aşaması, hamurunuzun yırtılmaması için çok önemli. Un serptiğiniz tezgâhta kalın, çok büyük olmayan yufkalar açın. Hamurunuzun haşlanırken yaklaşık iki kat şişeceğini göz önünde bulundurarak kalınlığını ayarlayabilirsiniz.

Bu yufkadan yaklaşık 8-10 cm eninde dikdörtgen şeritler kesip lazanya hazırlayabilir, 2-3 cm eninde, mümkün olduğunca uzun şeritler keserek tagliatelle (uzun İtalyan usulü erişte) hazırlayabilirsiniz. Bu hamurla kestiğiniz makarnaları, üzerindeki unu iyice silkeleyerek tuz eklediğiniz kaynar suda haşlayın. Taze hamurun, normal hazır makarnadan çok daha kısa surede pişeceğini unutmayın; taze makarnayı yaklaşık 4-5 dk haşlamanız yeterli olacaktır.

Taze makarnayı ceviz ve Parmesan peyniri, sarımsak ve fesleğenle pişirdiğiniz domates sosu gibi soslarla servis edebilirsiniz.

Domates & Zeytin Sosu

Aniden canınız makarna istediğinde, ya da misafirlere hazırlıksız yakalandığınızda hazırlayabileceğiniz, mutfakta her zaman bulunan malzemelerle hazırlanan basit ve çok lezzetli bir İtalyan tarifi! Bu sosun bildiğimiz domates sosundan farkı fırında hazırlanması.

Malzemeler:

  • 500 gr domates
  • 4 diş sarımsak
  • 10- 12 adet yeşil, 6-8 adet siyah zeytin (çekirdekleri çıkarılmış, küçük doğranmış)
  • 1 çay kaşığı şeker
  • Roka
  • Yarım çay bardağı zeytinyağı
  • Tuz, karabiber

Hazırlanışı:

Soyulmuş, çekirdekleri çıkarılmış domatesleri küp küp doğrayın, şekerle harmanlayın ve fırın tepsisine dökün. Üzerine zeytinleri ve dövülmüş sarımsağı serpin, üzerine zeytinyağı gezdirin. İsterseniz 1 çay bardağı kadar yıkanmış kapariyi de ekleyebilirsiniz. Önceden 180 derecede ısıttığınız fırına sürün, yaklaşık 20 dk kadar pişirin. Sosunuz fırındayken makarnanızın suyunu kaynatabilir, makarnalarınızı haşlayabilirsiniz. Böylece makarna ve sosunuz ayni anda hazır olur.

Sosunuz piştikten sonra fırından çıkarıp biraz ılık hale gelene kadar dinlendirin, ardından kıyılmış rokayı ekleyin. Makarnanızı süzerken soğuk sudan geçirmeyin ve biraz ıslak bırakın. Yeniden tencereye aldığınız makarnaya sosunuzu ekleyin.